Farkındalık Günlükleri

Platanus’ta farkındalık günlüğü, kişinin kendini analiz etmesi ya da yargılaması için değil; gün içinde yaşadığı olayların içeride hangi duygu, ihtiyaç ve savunmalara dokunduğunu nazikçe fark etmesi için bir eşlik alanıdır. Küçük cümleler, içsel yolculukta büyük kapılar açabilir.

Farkındalık Günlükleri

İnsan bazen kendini uzun uzun düşünerek değil, küçük bir cümleyi dürüstçe yazarak fark eder.

Günün içinde olup biten çok şey vardır. Konuşmalar, susmalar, kırılmalar, aceleyle verilen cevaplar, içe atılan cümleler, açıklanamayan yorgunluklar, bir anda yükselen öfke, sebepsiz gibi görünen bir sıkışma…

Çoğu geçip gider.

Ama bazı anlar, geçip gitmiş gibi görünse de içeride iz bırakır.

Farkındalık günlüğü, işte bu izleri takip etmenin sade bir yoludur. Büyük cümleler kurmak, edebi metinler yazmak, her duyguyu çözmek ya da kendini sürekli analiz etmek için değil; günün içinde kendimize biraz daha yakından tanıklık edebilmek için tutulur.

Çünkü bazen insan, yaşarken fark edemediğini yazarken duyar.

Günlük Tutmak Kendini Yargılamak Değildir

Farkındalık günlüğü bir muhasebe defteri değildir.

“Bugün neyi yanlış yaptım?”
“Yine nerede eksik kaldım?”
“Niçin böyle davrandım?”
“Neden hâlâ değişemedim?”

Bu soruların tonu sertleştiğinde günlük, insanın kendine açtığı bir alan olmaktan çıkar; iç yargıcın konuştuğu bir yere dönüşür.

Oysa farkındalık günlüğünün amacı kendini suçlamak değil, kendine yaklaşmaktır.

Bugün ne oldu?
Bende neye dokundu?
Ben ne hissettim?
Hangi davranışım otomatikleşti?
Neyi söyleyemedim?
Neyi fazla söyledim?
Nerede kendimi korumaya çalıştım?
Nerede gerçekten temas ettim?

Bu sorular insanı ezmek için değil, içeride olup biteni nazikçe görünür kılmak için vardır.

Yazmak, İçerideki Sesi Duyulur Kılar

Bazı duygular zihinde kaldığında dağınık görünür.

İnsan “kötüyüm” der ama bunun içinde kırgınlık mı, yorgunluk mu, korku mu, hayal kırıklığı mı, öfke mi olduğunu seçemez. Bazen hepsi birbirine karışır. Bazen duygu o kadar hızlı gelir ki, insan sadece davranışını görür; duygunun kendisine yetişemez.

Yazmak, bu karışıklığı yavaşlatır.

Bir cümle yazarsın:

“Bugün onun söylediği söz beni gereğinden fazla etkiledi.”

Sonra bir cümle daha gelir:

“Aslında sadece sözüne değil, görülmediğimi hissetmeye kırıldım.”

Sonra daha derinde başka bir şey belirir:

“Galiba ben önemsenmediğimi hissettiğimde hemen içime çekiliyorum.”

İşte günlük, böyle çalışır.

İnsanın içindeki gürültüyü hemen susturmaz. Ama o gürültünün içinden bir izi seçilebilir hale getirir.

Farkındalık Günlüğü Ne İşe Yarar?

Farkındalık günlüğü, insanın tekrar eden iç sahnelerini görmesine yardım eder.

Hep aynı tür ilişkilerde mi kırılıyorum?
Hep aynı cümleleri mi içime atıyorum?
Hep aynı anda mı öfkeleniyorum?
Hep aynı noktada mı kendimi savunmaya alıyorum?
Hep aynı korku mu başka başka olayların içinde geri dönüyor?

Günlük tutmaya başladığımızda, yaşadıklarımız tek tek olaylar olmaktan çıkar. Aralarında bir bağ görünmeye başlar.

Bir gün yaşanan kırgınlık, başka bir günkü suskunlukla konuşur.
Bir ilişkideki geri çekilme, başka bir ilişkideki görünmez olma haliyle benzerlik taşır.
Bir öfke patlaması, aslında çok uzun zamandır ifade edilemeyen bir ihtiyacın izini taşır.

Farkındalık günlüğü bu yüzden sadece “bugünü yazmak” değildir. İnsanın kendinde tekrar eden çizgileri fark etmesidir.

Ne Yazacağımı Bilmiyorsam?

Farkındalık günlüğü tutmak için uzun uzun yazmak gerekmez.

Bazen üç cümle yeterlidir.

Bugün beni etkileyen şey neydi?
Bu olay bende hangi duyguyu uyandırdı?
Bu duygunun altında hangi ihtiyaç ya da korku olabilir?

Bu kadar.

Her gün derin bir keşif yapmak zorunda değiliz. Her gün büyük bir fark edişe ulaşmak zorunda değiliz. Bazen sadece şunu yazmak bile yeterlidir:

“Bugün çok yoruldum ve kimseye iyi görünmeye çalışmak istemedim.”

Bu cümle bile bir kapıdır.

Çünkü insan bazen ilk defa kendine karşı dürüst olduğunda, içerideki yük biraz hafifler.

Günlük Bir Performans Alanı Değildir

Farkındalık günlüğünün en büyük tuzaklarından biri, onu da yapılacaklar listesine dönüştürmektir.

“Her gün yazmalıyım.”
“Düzenli olmalıyım.”
“Derin yazmalıyım.”
“Gelişmemi göstermeliyim.”
“Daha bilinçli biri olmalıyım.”

Bu olduğunda günlük, içsel yolculuğun sade bir eşliği olmaktan çıkar; yeni bir başarı alanına dönüşür.

Oysa farkındalık günlüğü mükemmel tutulmaz.

Bazen birkaç gün yazılmaz.
Bazen tek kelime yazılır.
Bazen aynı cümleler tekrar eder.
Bazen sadece karışıklık dökülür.
Bazen hiçbir sonuç çıkmaz.

Bunların hepsi yolculuğa dahildir.

Günlüğün amacı iyi yazmak değil, kendine daha dürüstçe yaklaşmaktır.

Platanus İçin Farkındalık Günlüğü Nasıl Tutulabilir?

Platanus dilinde farkındalık günlüğü, insanın kendini hatırlama yolculuğunda küçük bir tanıklık alanıdır.

Bu günlükte özellikle şu izler takip edilebilir:

Bugün nerede otomatik davrandım?
Bir anda savunmaya geçtiğim, sustuğum, kontrol etmeye çalıştığım, kendimi ispat etmeye yöneldiğim ya da kaçtığım an var mı?

Bugün ne beni gereğinden fazla etkiledi?
Olayın kendisi mi büyüktü, yoksa içimde eski bir yere mi dokundu?

Bugün hangi duyguyla kalmakta zorlandım?
Öfke, utanç, eksiklik, yalnızlık, korku, değersizlik, belirsizlik, çaresizlik…

Bugün kendimi nasıl korudum?
Açıklayarak mı, susarak mı, uzaklaşarak mı, şaka yaparak mı, güçlü görünerek mi, herkesi memnun etmeye çalışarak mı?

Bugün kendime nerede biraz daha yakın oldum?
Küçük de olsa bir fark ediş, bir dürüstlük, bir gevşeme, bir bırakış oldu mu?

Bu sorular cevaplanmak için değil, içeride yankı bulsun diye sorulur.

Günlükte En Değerli Şey Dürüstlüktür

İnsan günlük tutarken bile kendine rol yapabilir.

Kendini olduğundan daha iyi, daha olgun, daha sakin, daha farkında göstermeye çalışabilir. Hatta bazen günlükte bile “olması gereken kişi” konuşur.

Ama farkındalık günlüğü, ancak dürüstlükle anlam kazanır.

“Bugün kıskandım.”
“Bugün kırıldım ama belli etmedim.”
“Bugün güçlü görünmeye çalıştım.”
“Bugün içimden kaçmak geldi.”
“Bugün sevilmek istedim.”
“Bugün kontrolü bırakmak beni korkuttu.”
“Bugün birinin beni fark etmesini bekledim.”

Bu cümleler kusur cümleleri değildir.

Bunlar insan olmanın izleridir.

İçsel yolculuk, insanın kendine karşı sahici olabildiği yerden başlar. Çünkü insan ancak gördüğü şeyle çalışabilir. Görmediği şeyi dönüştüremez. Adını koyamadığı şeyi taşıdığını bile fark edemez.

Küçük Bir Günlük Şablonu

Farkındalık günlüğüne başlamak isteyen biri için sade bir şablon şöyle olabilir:

Bugün bende iz bırakan olay:
Bugün beni etkileyen şey neydi?

İlk tepkim:
Ne yaptım, ne söyledim, neyi içime attım?

Hissettiğim duygu:
Bu olay bende hangi duyguyu uyandırdı?

Altındaki ihtiyaç veya korku:
Aslında neye ihtiyaç duydum? Neyi kaybetmekten, yaşamaktan ya da hissetmekten korktum?

Kendimi koruma biçimim:
Bu duyguyla kalmak yerine nasıl bir savunmaya yöneldim?

Küçük fark ediş:
Bu olay bana kendimle ilgili ne gösterdi?

Bugün kendime söylemek istediğim cümle:
Kendime daha yumuşak, daha gerçek bir cümle kuracak olsam ne derdim?

Bu şablon her gün doldurulmak zorunda değildir. Sadece insanın kendi içine bakarken tutunabileceği küçük bir çerçevedir.

Farkındalık Günlüğü Bir Cevap Defteri Değildir

Bazen insanlar günlük tuttuklarında hemen çözüm bulmak ister.

“Peki bunu nasıl değiştireceğim?”
“Bundan nasıl kurtulacağım?”
“Bir daha böyle hissetmemek için ne yapmalıyım?”

Bu sorular anlaşılırdır. Fakat içsel yolculukta her fark ediş hemen çözüme dönmek zorunda değildir.

Bazı şeyler önce görülmek ister.
Bazı duygular önce inkâr edilmeden kalınmak ister.
Bazı tekrarlar önce anlaşılmak ister.
Bazı savunmalar önce neden gerekli hale geldiğini anlatmak ister.

Farkındalık günlüğü bu yüzden bir cevap defteri değil, bir tanıklık defteridir.

Her yazılan cümle bizi hemen değiştirmez. Ama bazı cümleler, içimizde uzun zamandır duyulmayı bekleyen bir yere temas eder.

Ve bazen dönüşüm, tam da o temasla başlar.

Kendine Dönmenin Küçük Yolu

Farkındalık günlüğü, büyük bir içsel çalışma gibi görünmeyebilir. Sadece birkaç satırdır. Bir defterin kenarında, telefonun notlar kısmında, bir sayfanın boşluğunda durur.

Ama insan o birkaç satırda kendine dönebilir.

Günün gürültüsünden çıkıp şunu sorabilir:

“Bugün içimde ne oldu?”

Bu soru basit görünür. Ama sahici sorulduğunda, insanın kendisiyle ilişkisini değiştirir.

Çünkü kendini hatırlamak bazen büyük bir uyanışla değil, küçük bir cümleyle başlar.

“Ben burada ne hissettim?”

Bu cümle, içeride bir kapı açabilir.

O kapının ardında bazen bir kırgınlık vardır.
Bazen bir ihtiyaç.
Bazen bir korku.
Bazen bir savunma.
Bazen de uzun zamandır duyulmayı bekleyen daha sakin bir ses.

Farkındalık günlüğü, o sesi duymak için açılmış küçük bir alandır.

Ve insan bazen kendini değiştirmekten önce, kendini duymaya ihtiyaç duyar.

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir