
Enneagram’la Öz’e Dönüş Yolculuğu — Kitap 2
Değişmek isterken neden aynı yerde kaldığını anlamaya çağrı.
Direnç ile El Ele, dönüşüm yolculuğunda insanın en sessiz ama en güçlü eşiğine bakar: direnç. İnsan çoğu zaman değişmek ister ama tanıdık olana tutunur; hatırlamak ister ama korkar; ilerlemek ister ama geri çekilir. Bu kitap, direnci yenilecek bir düşman gibi değil, anlaşılması gereken bir eşik olarak ele alır.
Serinin ikinci kitabı olan bu metin, direncin doğasını, gündelik dilini, bedendeki ve duygudaki izlerini, dönüşüm aşamalarında nasıl göründüğünü ve her tipte nasıl farklılaştığını inceler. Kitabın ana bölümleri “Dirence Rağmen”, “Dönüşüm Aşamalarında” ve “Tiplerin Dirençleri” etrafında kuruludur.

Bu kitap yolculukta hangi eşiğe eşlik eder?
Bu kitap, yolculuğun ikinci eşiğine eşlik eder: görüp de geçemediğimiz yerde duran dirence.
Direnç çoğu zaman kişiyi durduran bir engel gibi görünür. Oysa bazen direnç, insanın en eski korunma biçiminin sesidir. “Henüz hazır değilim” diyen taraf, değişime karşı olduğu için değil; bir zamanlar insanı hayatta tutan düzenin çözülmesinden korktuğu için oradadır. Bu yüzden kitap direnci bastırmaya, yok saymaya ya da hızla aşmaya çalışmaz. Onunla oturmayı, onu dinlemeyi ve onun neyi koruduğunu anlamayı önerir.
Bu kitap kimin için?
Bu kitap, içsel olarak bir şeyi fark ettiği halde aynı davranışa, aynı duyguya, aynı ilişki biçimine ya da aynı savunmaya geri döndüğünü hissedenler içindir. Değişmek isteyen ama değişimin eşiğinde geri çekilenler, bildiği halde yapamayanlar, eski düzenin neden hâlâ güçlü olduğunu merak edenler ve kendi direncine düşman olmadan yaklaşmak isteyenler için yazılmıştır.
Kitabın ana izleri
- Direncin doğası
- Dirençle savaşmak yerine onu anlamak
- Beden, zihin ve duygu düzeyinde direnç
- Dönüşüm aşamalarında direnç
- Her tipin kendine özgü direnç biçimi
- Direncin ardındaki korunmuş yara
- Öz’e yaklaşırken ortaya çıkan geri çekilme

Okuyucuya bir çağrı
Direnç ile El Ele, okura “hemen değiş” demez. Daha çok, kapının önünde bekleyen sesi duymaya çağırır. Çünkü bazen kapı, ona yüklenince değil; önünde biraz daha dürüstçe durunca aralanır.

Önce Ayna’ya Bakın

Sonra Pusulanızı Açın
